islam nuru
17/3/2007
-
Duyuru
DUYURU
|
Bu blogun devamini
www.fatima.blogcu.com www.semaplaza.com dan takip edebilirsiniz.
vaktim kisitli oldugu icin bir sure bu blogla ilgilenemeyecegim dolayisiyla guzel yorumlarinizada cevap yazamayacagim icin uzgunum anlayisiniz icin tsk ederim hakkinizi helal edin Allaha emanet olun | |
Yorum (
16
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
22/2/2007
-
Ya Muhammed

Kainatin efendisi alemlere rahmet Sendedir şefkat şefaat ve merhamet Ahir zaman ümmetine kılı ver bir medet Ya Mustafa Ya Mahmud Ya Ahmedül Muhammed (sav).
Resule sadık kişi nefsinden bihaber Ezelde dost yazmış onu ilahi kader Mekke'de mağarada Medine'de beraber İkinin ikincisi Ya Sıddıkı Ekber
Ol Habib'ten övgü alan Farisiler reisi Sahabeler içinde aşkla yanan birisi Resul-i Zişanın hem Sıddıkın varisi Ehli Beyte layik Ya Salmani Farisi
İman ve takvada görülmemiş bir metanet Sende mevcut idi aşk ve muhabbet Salmanül Hayr'dan aldın icazet Ebubekir torunu Ya Kasım bin Muhammed
İlim ehli yolunda ettiler sefer Aydınlatmak için ümmeti oldun bir fener Senin kapında oldu Numan muzaffer Ehli Beytin soyu Ya İmamı Cafer
Tarikat yolunun büyük imamı Tasavvufla süslemiş dini islamı Hakkı konuşur sevmez idi boş kelamı Allah'ın velisi Ya Beyazıdı Bestami
Gavsu Zaman gönüller fatihi Zühd vera hem takva sahibi Heybet ve cemali Ömer timsali Ya Ebul Hasen Ali Harkani
Kutbiyet makamı ona aitdi Zikir ve sohbette hem üstad idi Zamanın Gavsuna hem talip idi Şeyhü'l Azam Ya Fadul Ali Farmedi

Horasan şehrinin büyük sultanı Feyiz aldı senden Kadiri Geylani Hayran kaldı sana Muhyiddini Arabi Ortadoğu Hakanı Ya Yusuf el-Hemadani
Hızırdan aldın zikir telkini Sensin ilk çeken hafi zikrini Hakka verdin vuslat için kalbini Hızır'ın evladı Ya Abdulhalik el Gucdevani
Artmış idi halkın gaflet kirleri Bu yüzden vurdun kalbe hem cehri zikri Ayyüzlü hilal kaşlı gözleri iri Hakikat bahçesinin nuru Ya Arifer Rivegeri
Tasavvuf yolunun tek öz evi Şeriata vururdun bütün ölçüleri Sahabeyi andırır her halleri Zamanın gözbebeği Ya Mahmudel Fağnevi
Hakk suyuyla yoğrulmuş onun bedeni Doğru yola getirmiş Hakka isyan edeni Kendine rehber kılmış Resulün izinden gideni Vuslat yolunun eri Ya Azizan Hace Ali Ramitani
Sen o büyük imamın mujdecisi Zamanın bir tek incisi Sana aşık buhara beldesi Şahlar babası Ya Muhammed Baba Semmasi
Güreş meydanında pehlivan bir ehli hal Ceddi Resul sanki süzme bir bal Seni anlatmaya yetmez Lisanı kal Mağrifet sultanı Ya Seyyid Emir Külal
Sen Şahlar şahı veliler serdarı Aşıklar velisi gönüller nigarı Sana tabi olan iki cihan bahtiyarı Ya Şahı Nakşibend Bahauddini Buhari
Gönüller sana aşık sana giriftar Kullar için Allaha olmuşsun medar Nefsine karşı daimi haydar Şahın damadı Ya Alauddini Attar
Bir meczup onun ilahi rehberi Hacegan yolunda buldu serveri Anlatılamaz olmuş tasavvufta ki medhi Canı Hakka veren Ya Yakup el-Çerhi

Ölü kalpleri dirilten bir yar Nice üstadların medhine mazhar Hakk'a varmayı halka hizmette arar Hizmet Sultanı Ya Ubeydullah Ahrar
Hindistanda yetişmiş büyük bir abid Nice haller ihsan etmiş o yüce Mabud Taşkente varınca olmuş hem said Edep ve haya eri Ya Muhammed Zahid
Aşk ve riyazet ile ol Hakk'a eriş Hızır ile sohbeti hem alış-veriş Harebeden dergaha latif bir esis Cezbe ve muhabbet Şahı Ya Muhammed Derviş
Abidlik ve zahidlikte bulunmaz dengi Daimi nefsi ile olmuş cengi Nur Yüzlü münevver esmer idi rengi Feyiz ve nisbet sahibi Ya Hace Emkengi
Kabil şehrinden bir cemal-i mah İki Alemdede kanatlı bir şah Daha genç yaşta seyr-u lillah Cennet Sultanı Ya Muhammed Bakibillah
Kayyumi zaman muceddidi el-fi sani Uzun boylu esmer yüzü nurani Ulul azim bir mürşid hem gavsu zamani Ya Ahmed-el Farukiyyil Serhendi İmamı Rabbani
Daha çocuk iken ne olacağı malum Büyük muceddid buyurmuş biricik oğlum Gecen ibadet taat gündüzün daimi saum Urvet-ül Vuska Ya Muhammed Masum
Asalet ve heybet sahibi bir mümin Bir ney sesinden istiğrak ile teskin Habibullaha benzer batın ve zahirin Muhyi sünneti Ya Şeyh Seyfuddin
İlimde derya zahiri ve batini Boyun büküp canana vermiş kendini Yakıp kul etmiş nefs denen bendini Kutbi Zaman Ya Seyyid Muhammed Nur el-Badvani
Bir teveccüh ile Allah'a vasıl olan Nice makamlar geçip kalbi aşk ile yanan İlahi kudret denizinin dibine dalan Şehidler Babası Ya Mazhari Can-i Canan

Müjdeledi seni ol Haydari Ali Hayran kaldı sana zamanın meşayihi Keşfettin sen kalplerdeki cevheri Allahın nazlı kulu Ya Abdullah-i Dehlevi
Hindistandan Anadoluya getiren emaneti Dehlevide buldun o ilahi tadı Sana verildi tüm iklimlerin irşadı Zülcenaheyni Ya Mevlana Halid-i Bağdadi
Senin ceddin Paki Rasulallah Sana büyük nimetler vermiş Allah Muhabbet yolunda bulmuş felah Geylaninin Torunu Ya Seyyid Abdullah
İlim ve taatle gönül vermiş Allah'a Hakkı ile varis olmuş Rasulallah'a İrsadın yayıldı kafkaslardan taa Mısır'a Takva Sultanı Ya Şeyh Seyyid Taha
Sensin bu yolun biricik Gavsı Şeriat ve tarikatın buyuk reisi On yıl tasavvufi ilim Hızır ile üveysi Gavs-ı Hizani Ya Şeyh Seyyid Sibgatullah Arvasi
Dünyadan menetti seni aşkı ilahi Allah'a vasıl eden nice saliki Sensin geri çeviren müceddidliği Sahibül Zühd Ya Abdurrahmani Taği
İlim aldı senden Said-i Nursi Nurun ile aydınlattın hem Bitlisi Büyük bir imana sahip idi kendisi Üstadların üstadı Ya Şeyh Fethullah-i Verkanisi
En büyük oğlusun Seyda-i Taği'nin Risali-i Nurda geçmis hem senin ismin Rus harbinin büyük gazisisin Hazreti Sani Ya Muhammed Diyauddin
Zamanın Şahısın maddi ve manevi Hakka kullukta buldun Raza-ı ilahi Sen gönüller sultanı hem serveri Şah-ı Hazne Ya Ahmed-ül Haznevi
Edebi görülmemiş hiçbir Sâdât’ta Sırtını dahi dönmemiş köyüne Şeyhinin Yayıldı himmetin, sofilerin her tarafta Gavs Seyyid Abdulhakim el-Hüseyni Sultanil Cazibin
İrşad ettin âlimleri, mürşidleri Yaşadın eksiksiz sünneti muhammedi Kaptân-ı deryâ oniki tarikatın önderi Seyyid Muhammed Raşid el-Hüseynî
Geçtin nefsi radıyyeyi mardıyyeyi Tevazuda en önde gidenleri Yetiştirdinde en büyük halifeyi Ya Şahı Urfa Seyyid Abdulbaki el-Bilvanisi
Rasulullah gibi ümmeti kendine dert ettin Gavsımla sultanım gibi sofilerini mest ettin Bizleride bu zamana kadar beklettin Ya Şah-ı Bilvanisi Sultan Seyyid Fevzeddin.

|
Yorum (
8
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
16/1/2007
-
HIRISTIYANLA EVLENME

AHMED ŞAHİN
Soru: Son devrelerde Avrupa’da çalışan işçilerimizle Hıristiyanlar arasında evlenme olayları yaşanmakta, hatta bu konudaki yakınlaşmalar ailenin istemediği boyutlara bile ulaşmaktadır.
Müslüman bir erkeğin Hıristiyan kadınla evlenmesinin caiz oluşuna bakılarak, Müslüman kızların da Hıristiyan gençlerle evlenebileceği yolunda kıyaslar yapılıp uygulamaya bile konmaktadır. Aile ise çaresizlik içinde konunun dinî hükmünü merak etmektedir. Bu bakımdan şüphelerden kurtaracak bilgiye ihtiyaç vardır. Bu konuda bizi bilgilendirirseniz bilenlerin kararlılığını göstereceğiz elbette. Müslüman-Hıristiyan evliliğinde ölçü nedir? Hangisi caiz, hangisi değildir?
Cevap: Konuyu, kolay anlaşılması için iki madde halinde özetlemeye çalışayım izin verirseniz.
1- En başta esas olan; Müslüman’ın kendisi gibi inanan Müslüman’la evlenmesidir. Aile ancak ortak inanca sahip eşlerle huzur bulur, inanmış nesil ancak böyle uyumlu yuvada kolay yetişebilir. Bu, tartışma götürmeyen bir gerçektir. Bununla beraber, Müslüman erkeğin kendi gibi inanmayan ehli kitap Hıristiyan bir kadınla (mecbur kaldığı yerde) evlenmesi de caiz görülmüştür. Yapılan nikah geçerlidir. Ancak, Müslüman aileye Hıristiyan bir gelin gelince hayli zor sorunlar da ortaya çıkabilir ileride. Çünkü iki ayrı din mensubu eşlerin bir gün çocukları olacaktır. Bu çocukları, hangisinin dinini öne alacak, hangisini yanlışlıkla yorumlayacaktır? İkisi de yanlış diyemeyeceği gibi, ikisi de doğrudur da diyemeyecektir. Öyle ise bu çocukların ruh hali ne olacaktır; ayrı din mensubu ana baba karşısında? Burada miras konusunda da sorunlar aileyi beklemektedir. Aslında İslam’da doğan çocuklar, ana babanın hayırlısına tabidirler. Doğru din mensubuna verilmeli, onun terbiyesine terk edilmelidir. Ama buna ne ölçüde razı olur Hıristiyan ana? Bu gibi ileride çıkabilecek sorunları kendileri çözeceklerdir artık.
Belki de Hıristiyan anne Müslüman ailenin gösterdiği güzel örneklerden etkilenerek Müslüman olacak, aileyi topyekun mutlu ve huzurlu kılacaktır. Öyle bir görevin bulunduğunu da unutmayalım.
2- Müslüman bir erkeğin Hıristiyan bir kadınla yaptığı bu evliliğinin caiz oluşundan hareketle, Müslüman bir kızın da Hıristiyan bir erkekle evlenebileceğinin caiz olacağını söylemek mümkün değildir. Çünkü bu anlayışta, ikisi arasındaki büyük farkı fark etmemek vardır. Şöyle ki: Hıristiyan bir kadının vardığı Müslüman erkek, Hıristiyan karısının kitabını, peygamberini inkar etmiyor, tam aksine tasdik ediyor, hürmet ve saygıda asla kusur göstermiyor. Böylece Hıristiyan kadın vardığı Müslüman erkekte din açısından bir aşağılanmaya ve saygısızlığa maruz kalmıyor. Bir kaybı da söz konusu olmuyor. Müslüman bir kızın varacağı Hıristiyan bir erkek ise, böyle bir tanıma ve saygıya sahip değildir. Hıristiyan erkek, alacağı Müslüman kadının inandığı Hazreti Muhammed’i (sas) de Kur’an’ı da tasdik etme yolunda bir yaklaşımı söz konusu olmuyor. Böylece Müslüman bir kız, Kitap’ını da Peygamber’ini de dinini de açıkça inkar eden bir erkeğin nikahı altına girme aşağılanmasına maruz kalıyor. Yapılacak evliliğin engeli de bu aşağılanma ile meydana geliyor. Böyle bir evliliğin tek çaresi, Hıristiyan erkeğin de Müslüman erkek gibi aldığı Müslüman kadının Kitap’ını ve Peygamber’ini tanıyarak şehadet kelimesiyle bu inancını açıklamasıdır. Böylece Müslüman kadın da Hıristiyan kadın gibi dinini inkar etmeyen biriyle evlenmiş olma eşitliğine kavuşmuş bulunacak, konu adil şekilde halledilmiş olacaktır. Demek oluyor ki; hiçbir kadın, Kitap’ını, Peygamber’ini inkar ederek kendisini aşağılamış olan bir erkekle evlilik yapmaya kendini mecbur duruma düşürmemeli, geçersiz bir evlilik yapmaya mahkum hale gelmemelidir.
Bakara Suresi ayet 221 ile Maide Suresi’nin 5. ayetinin açıklamalarına bakılabilir.
Bakara / 221. İman etmedikçe putperest kadınlarla evlenmeyin. Beğenseniz bile, putperest bir kadından, imanlı bir câriye kesinlikle daha iyidir. İman etmedikçe putperest erkekleri de (kızlarınızla) evlendirmeyin. Beğenseniz bile, putperest bir kişiden inanmış bir köle kesinlikle daha iyidir. Onlar (müşrikler) cehenneme çağırır. Allah ise, izni (ve yardımı) ile cennete ve mağfirete çağırır. Allah, düşünüp anlasınlar diye âyetlerini insanlara açıklar.
Maide / 5. Bugün size temiz ve iyi şeyler helâl kılınmıştır. Kendilerine kitap verilenlerin (yahudi, hıristiyan vb. nin) yiyeceği size helâldir, sizin yiyeceğiniz de onlara helâldir. Mümin kadınlardan iffetli olanlar ile daha önce kendilerine kitap verilenlerden iffetli kadınlar da, mehirlerini vermeniz şartıyla, namuslu olmak, zina etmemek ve gizli dost tutmamak üzere size helâldir. Kim (Islâmî hükümlere) inanmayı kabul etmezse onun ameli boşa gitmiştir. O, ahirette de ziyana uğrayanlardandır.
***Bu ayete göre, kadının iffetli olması gibi bazı şartlar dahilinde, ehli kitap kadını mümin erkeğe helal olabiliyor. Kadının Müslüman olması gerekli değildir, iffetli olması yeterlidir. Bu açıkça belirtilmiş.. Ancak Kuran'da hiç bir ayet herhangi bir şart altında dahi olsa, Müslüman bir kadının gayri Müslim bir erkekle evlenebileceğini söylemez. İslam yasası, böyle bir birleşmeye izin vermediği için, herhangi bir ayette herhangi bir şart da belirtmemiştir.
( Ancak, gayri Müslim bir erkek Müslüman olur ve gayri müslim durumundan çıkarsa ancak bu şekilde Müslüman bir kadınla evlenme hakkını kazanabilir.)***
|
Yorum (
7
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
29/12/2006
-
Bayraminiz mubarek olsun

Mübarek Kurban Bayramınızı sevdiklerinizle beraber sağlıklı ve huzur içinde geçirmenizi dilerim. KURBAN BAYRAMI TÜM INSANLIĞA HAYIRLI OLSUN!
|
Yorum (
14
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
15/11/2006
-
Resûlallah `i Anlatmak

ONU (S.A.V.)BIR KELIMEYLE ANLATIN ANLATABILIRMISINIZ BANA VE BESERIYITE SATHI ARZ BIR MESCID , MEKKE BIR MIHRAP MEDINE BIR MINBER O BÜRHANI BAHIR OLAN PEYGAMBERIMIZ ALEYHÜSSALATU VESSELAM BÜTÜN EHLI IMAMA BIR IMAM BÜTÜN INSANLARA HATIP BÜTÜN ENBIYAYA REIS BÜTÜN EVLIYAYA SEYYID BÜTÜN EVLIYA VE ENBIYADAN MÜREKKEP BIR KALHAYI ZIKRIN SERZAKIRI BÜTÜN ENBIYA HAYATTAR JKÖKLERIBÜTÜN EVLIYA TERAVETDAR SEMERELERI BIR SECEREI NURANIYEDIRKI HER BIR DAVASINI MUCIZATLARINA ISTINAD EDENBÜTÜN ENBIYA VE KERAMETLERINE ITIMAD EDEN BÜTÜN EVLIYA TASTIK EDIP IMZA EDIYORLAR. evet güzel insan RUSULULAHI ANLATMAK hangi gücle hangi kabiliyetle hangi belagatla hangi iktidarla anlatilabilirki.ALLAHIN habibim dedigi muhammed mustafam dedigi ve sevgili tabir ettigi bir insani bir peygamberi ve peygamberlerin en üstünü en yücesini en mükemmelini en sidkiyetli olani en sefkatli olani en güzel olani düsmana karsi en sedid olani hangi kelimelerle anlatabilirmki.okudgumuz binlerce gözlerimizi agritan siyerler takip ettigimiz konferanslar anlatabilirmi onu acaba bize ve dünyaya ve kainata .bilmemki böyle sefkat ve rahmet peygamberini dünyadaki hangi lugat sistemlerdeki alfabelerdeki hangi cümleler onu anlatabilirki.dünyanin en büyük ve en cok harfine sahip olan arap ve cin ülkewlewrindeki alfabelerin bile onui anlatmaya aciz kaldigi kelimeler ve cümleler olusturmakta noksan kaldigi bir sefkat peygamberini acizane benmi anlatacam heyhat.benkim resulü ekremi anlatmak kim.ben kim onun bir halini efalini anlatmak kim benkim onun bir güzelligini letaifelerini hisleri kabiliyetlerini anlatmak kim.ben kim onun hayatini anlatmak kim ben kim onun sünnetini anlatmak kim.inanin onu anlatmakta ben degil filozoflar düsünürler kitaplar bile aciz kaliyor.RESULU ANLATMAK kelimeler bile basit kalir onu anlatmak için .korkarimki bize darilmasin beseri kelimelerle beni nasil anlattiniz diye beni nasil tanittirdinizdiye .ALLAHIN en sevdigi peygamberini kelimelrle anlatmaya darilmazmi acaba .noksan kalmazmi onu anlatmak .simdiden RESÜLÜMÜN affina sigüiniyorum .onu hakkiyla anlatamayacagim için.onu basit beseri kelimelerle anlatacgim icIN. DÜNYANIN hiç bir devrine hic bir asrina nasip olmayan cig cag .ASRI SAADET VE BELKIDE KIYAMETE KADAR GELECEK bütün zamanlarda bile bu cag yasanmayacak.öyle bir cagki ondan önce cahiliye diye tasvir ettigimiz insanlarin barbar tutucu kendi çz evlatlarini bile hiç acimadan hiçbir sey hissetmden katilasmis duygulariyla sertlesmis hisleriyle içlerinin bile ciz etmedigi ve cocuklarini hiç acimadan diri diri o nazik ve nazenin daha mahsumiyet sifatindan siyrilmamis günahsiz temiz sirin bebelerini cocuklari topraga gömen bir cag.o topraklar o nazenin bebelerin üzerine atilirken vicdanlarin sakata gelmedigi toplum içinde kiz cocuguna sahip olmayayaimda bu benim için en büyük sefertir en büyük lezzettir en büyük itibar dederttigi bir cagin öncesi.ilahlari kabul etmeyen varliklarin dan süpheyle bakilan ve ilahi nizamlari sadece kendilerine bir gecim araci olarak kullanan ve para temin etmek için tahtadan helvadan camurdan altindan gümüsten demirden sözede duymayan görmeyen akl edemeyen düsünemeyen bilmeyen hissetmeyen yürüyemeyen hiç bir seye güc ve iktidari olmayan putlarin bol oldugu ve aciktiklari zaman o putlari o sözde ilahlari yiyen bir toplulugun bulundugu bir cagin öncesi.birbirine hiç acimadan birlerini en barbar yöntemlerle öldürülmeye calisildigi ve katl edilmeye calisildigi bir cagin öncesi.bayanin nisanin bacinin kadinin annenin kizkardesinin insan statüsüne konulmadigi ve haklarinin verilmedigi itelendigi kakildigi horlandigi bir pacavra gibi kenara atildigi mirasi haklarinin verilmedigi deger ve anlam tasinmadigi seytanla es tutuldugu ve hiç bir gayri resmi hakka hakki olmadigi bir çagin öncesi.kölelerin insan degilde hayvandan bir farkinin bulunmadigi ve en zorlu islerde calistirildigi ve sen insan degilsin bir kölesin hayatin boyunca hizmet için yaratilmissin gibi deger tasindigi bir zaman.ruhlarin ac kalblerin feryadu figan ettigi kainatin karanliga gömüldügü ve sadakat ve emniyetin kalmadigi insanlarin sadece kendi saltanatlarini korumak için fakiri mazlumu aci miskini yetimi ezdigi hirpaladigi saltanatlarini süren sahislarin sadece kendilerini düsündügü halkini kendi menfaatleri içadi bir girdaba sürekledigi bir cagin öncesidir asri saadet.insanlarin bir müjdeleyici bir kurtarici hakki ve hakikati teblig etmesini bekledigi bir zatin gelisini bekledigi bir cagin öncesi.ac kalan susuz kalan feryadu figan eden tarumar olan ziru zeber olan yüreklerin ferahlamasi için bir kurtarici bekledigi bir cagin öncesi. ve ve asri saadete gecissss.karanliklara dogan ve yürüyen kuran dilimiyle tabir edilen ahlak ve iffet timsalihüsnü sireti cemaliyle güzelligiyle belagatiylacemali suretiyle öyle bir zat görüyoruzki elinde mücizeli ve ve her kelimesi insanblarin kainatini duygularini hilserini ve dünyasini hatta ahiretini aydinlatan bir kitap lisaninda dilinde sözlerinde kelimelerinde hecelerinde konusmasinda harika mükemmel bir belagat bir hitap bir üslüp bütün beni ademe ve inse ve cinne ve kainata ve 18 bin aleme ve meleklere bile belki bütün mevcudata karsi hutbeli ezeliyeyi okuyor.gelin LAILAHE ILLALLAH DEYIN KURTULUN diye bas bas bagiyor.gelin size nerden geldiginizi nereye gideceginizi ve neoldugunuzu söyleyeyim size.gelin bana gelen elimde bulunan kurtuslus recetesine gelin diyor.gelin aleminiz aydinlansin içiniz aydinlnsin hayatiniz aydinlnsin..insanlari bir anne sefkatinden bile fazla düsünen insanlara aciyan ve bir pervane gibi cehennem atesine sürüklenmekten korkan bir zatin yakarisiydi bu insanliga.öyle BIR PEYGAMBER DÜSÜNÜNKI ANNESININ KARNINDAN DOGDUGU ANDA BILE ümmetim ümmetim diyen bir zat.yasantisi boyunca ümmetine gelen sikintilara tahammül edemeyen sikinti ceken bir zat yasadigi zamanlarda bile ümmetim dsiyen bir zat.öldügü zaman bile ölüm düseginde bile bulundugu anda bile kendi nefsini düsünmeyen ve ümmetim diyen bir insan.ümmetinin selameti için sabahtan aksam kadar namaz kilan basina mekke sokaklarinda kabenin yaninda namaz kilarken iskenbe pislikleri atilan bir peygamber.taife giderken ordaki ümmetini kurtarmak için 700 evin kapisi calan ve yüzüme gelsin 700evden bile tükürük yiyen bir resul.dönüsünde soytarilar tarafindan tutulan ve hayati sadece yemek ve içmekten isbaret sanneden hayati bir tuvaletle uyku arasindan gecen saltanatlari yok olmasin diye onu en adi iskenceleri reva görenler tarafindan tutulan cocuklar tarafindan taslanan bir peygamöber .taslar atilirken mübarek disinin kiriuldigi ayagindan kanlar aktigi bir gprygamber.kuran elinde bulunurken bu mecnundur bu delidir bu disvanedir bu sihirbazdir denilen bir peygamber.ne içindi bunlar ümmeti ümmeti tabiri için degilmiydi.ülkelerrinden sürgün edilmedimi .evleri yagmalanmadimi mekke küfürbazlari tarafindan.günlerce arap yarimadasinin kizgin kumlarinda yatilrilmadilarmi üstlerine taslar birakilmadilarmi.ne içindi bunlar ümmeti için degilmiydi.baska kabilelerden kiz vermediler sürgün ettiler yemek bile cok görüldü onlara su bile cok görüldü onlara.ne içindi bunlar .ümmeti için degilmiydi bunlar.yasantisi boyunca ümmetinin üstüne titreeyen bu zat öldügü zamanda kendini düsünmemisti ümmeti demisti.ve ahiret diyerinda bile alim insanlarrin tabirine göre günesin fokur fokur kaynadigi ve en alt tabakaya geldigi insanlarin terinden boguldugu ve anneni n bile hak iddaa etmesin diye cocugundan kactigi bir hengamda cocuklarin bile saclarinin beyazladigi bütün ümmetlerin bir seaaftci bulma ümidiyle bütün peygamberlere kosusturdugu ama MUHAMMEDE GIDIN cevabi aldigi bir zamanda ümitlerin kesildigi cennetin uzaklastirildigi cehennemin yakinlastirildigi bir zamanda o KUTLU NEBI BASI SECDEDE OLACAK .BÜTÜN ÜMMETLERIN GÖZÜ ONDA .belki bizede seafaat eder düsüncesiyle .VE ALLAH AZZE VE CELLE KALK YA MUHAMMEDDDDDD.BUGÜN ISTEDIGIN SANA VERILECEK .KALK ISTEDIGINE SEFAAT ETTT DIYECEK. bütün ümmetlerin yüzündeki tebessümlerin inkisaf ettigi bir hengama düsünecek ahiret meydani.ama o istedigine sefaat edecek.kendisine selavati serifler okuyan ve sünneti seniyesine yapisanlara seaaf edecek.etmeyen ler ne yazik onlara.ne yazikki kendilerini bu derece düsünen ve hayati boyunca iskencelere tabi tutulan bir peygambere bir selavati cok görenlere yaziklar olsun .sizi tenzih ediyorum.biliyorumki içiniz yaniyordur.O bütün kainata bütün besere bütün insanliga hakkiyla ve layikiyla mükemmel bir peygamber oldu.ya bizler .kendimizi müslüman tabir ettigimiz ve bu dava için canimizi bile seve seve bile veririz dedigimiz islami yasantimiza aksettirmeyen .kimlikteki islam ibaresinden arta kalan bir yasam biçimiyle yasamaya calisan ALLAHIN var oldugunu bir gözüyle acik bakan ama onun hükümlerrine emirlerine farzityetlerine diger gözüyle kapali tutan imanin sadece girtlakta yemek borusunda kalan ama zerrelerine hücrelerine atomlarina moleküllerine aklina kalbine her uvzuna nufus edemeyen , çiçekmüslümanlar tabir ettigimiz günese ciktigi zaman solan müslümanlar , bir bas agrisiyla namazi terk edenler bir tükürükle davasini birakanlar bir azarlamayla sakalini kesenler bir korkutucu sözle hanesine kapanan ve islamiyeti korkudan içine yasamaya calisan müslümanlar ..LAYIKMIYIZ ACABA O KUTLU NEBIYE.ONUN BIR SÜNNETINI BILE ISLERKEN layiklik derecemizi hiç düsündükmü.onun bizim için katlandigi bunca eziyete bunca cefaya bunca çileye bunca izdiraba bunca iskenceye biz neyimizi feda edebilirrizki ona layik oalbilelim.ümmeti ümmeti dedigi zaman biz LEBBEYK YA MUHAMMED diyebildikmi acaba.sahabelerine iskence yapildigi zaman o mekke müsrüklerinin attigi kahkalardan ve o yetim MUHAMMEDI RED ET dedigi anda bizim için hiçmi utanma arlanma vesilesi olmayacakbu.kesinlikle ve kesinlikle bunlar kendi nefsim içindir .sizi tenzih ediyorum.hiç düsünmedik onun degeri bizde ne kadar.kendi degerimizi onun bizim degerimizin onu yaninda ne kadar oldugunu arastirmak için onun bizde ne kadar degeri var demek yeterlidir bence.anlatamadik HZMUHAMEDI INSANLARA .basaramadik sevdiremedik pgeygamberimi tanitamadik anlatamadik.ruhlarini benligini gencligini kalbini hislerini maneviyatini duygularini kaybetmemis insanlari KRAL MARKS LARIN MAOLARIN STALINLERIN LENINLERIN CHEGEVARALARIN KUCAKLARINA ATTIK ONLARI.insanlar bunlari rehbert aluyor bunlari örnek aliyor .neden attikki bu nesli ne gencligi bu benligini yitirmemis gencleri ne hakkimiz vardiki.bunlarin hesabida izden sorulmayacakmi acaba.birilerinin dedigi gibi SU ASRI SAADETI GÖRMEYENLERE CEZIRETÜL ARABI GÖZLERINE SOKUYORUZ .HAYDI YÜZER FELYESOF ALSINLAR ORAYA GITSINLER YÜZ SENE CALISSINLAR .O ZATIN O ZAMANA NISPETEN BIR SENEDE YAPTIGININ YÜZDE BIRISINI ACABA YAPABILIRLERMI.HASA HASA KATA VE ASLA.hesaplamaya bakarmisiniz ALLAH askina o zamanda insanlarin baya barbarlastigi tutuculuklarindan ödün vermedigi ve gelenek ve göreneklerine cok bagli olan insanlarin fikrini düsüncelerinidegistirmek için 100 filozof gönderin ve 100 sene calissinlar ve o zatin bir senede yaptigini yapabileceklermi diyor.100 x 100 x100=1000000.evet bir milyo yil.yüz fizolofun oraya gitmesi ve yüz sene calismalari ve o zatin yüzde birini yapamamalari bir milyon yil gerekiyorki o zatin yüzde birini yapmaya yetecektir.simdi MARKSLAR NERDE HZ MUHAMMED NERDE .LENINLER NERDE HZ MUHAMMED NERDE.SIMDI STALINLER BNERDE HZMUHAMMED NERDE.genclik kendilerine hz MUHAMMEDI anlatmanizi bekliyor.iöçindeki girdikleri girdaptan kurtulmak için size onlari rusulu anlatmanizi bekliyorlar.adamlar calistilar didindiler günlarini aylarini yillarini hatta yüzyilarini harcadilar HZ MUHAMMEDI GÖNÜLLERDEN CIKARTMAK IÇIN MARKS VE LENINI YERLESTIRMEK için .ve bir nebze de basarili oldular.atmayacaz artik hiç kimseyi hiç bir genci hiçö bi r yigdi.onlarin kucagina atmayacxaz ins.hz MUHAMEDI ANLATACAZ AC KALAN GÖNÜLLERE bitap düsmüs arayis içinde olanlara .gencligi maolarin sitalinlerin edepsiz igrenc ve insanlari kölelestiren sitmeleriyle degil HZ MUHAMMEDIN EDEP TIMSALI haya kanunlariyla yetistirecez ins.anlatacaz anlatabilecegimiz kadar anlatacaz.ins.islam bize küsmeden asri saadete gitmeden bizi HZ MUHAMMEDE SIKAYET ETMEDEN VE ISTE TORUNLARINIZ BÖYLE DEMEDEN INSANLARA EN KUTLKU PEYGAMBERI ANLATACAZ INS.HER CUMA AMEL DEFTERLERIMIZ ONUN ELINE VARMADAN VE ÜMMETININ GÜNAHLARI BUNLARDIR YA MUHAMMED VE YÜZÜ YERE DEGMEDEN HZMUHAMMNEDIN YÜZÜNÜ YERE DEGDIRMEMEK IÇIN ONU ÜZMEMEK IÇIN ONA LAYIKIYLA VE HAKKIYLA BIR ÜMMET OLABILMEK IÇIN IÇIN GECEMIZI GÜNDÜMÜZE KATARAK CALISACAZ INS.KUSURABAKMAYIN GÜZEL INSANTÜRKCE DERSLERINDEKI GIBI KOMPOZIZYON YAZILARINI BILMIYORUM BEN.giris gelisme ve sonuc bölümlerine riyate etmeyebilirim ama karmasik olsada artik istifade edebilecegimiz kadar anlatmaya calistim.anlatamadimda hakkiyla ve layikiyla ve hiç bir zamanda anlatamayacam onun gibi kutlu bir nebiyi.ALLAH BIZI HAKKIYLA VE LAYIKIYLA ONU ÜMMET OLABILME SUUR NASIP ETSIN. RABBIME EMANETSINIZ.KENDINIZE COK COK IYI BAKIN OLURMU GÜZEL INSANLAR.SELAMÜGN ALEYKÜM
Mustafa ÇELIK
Yazar : Simsek IPEK
|
Yorum (
4
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
20/10/2006
-
Ramazan bayrami

Rahmet ayı Ramazanı geride bırakarak en büyük
mutluluk ve sevinç günlerimizden birine ulaşmış bulunuyoruz.
Bizi, bu mübarek güne ulaştıran Yüce Rabbimize sonsuz hamd ve senalar…
Mübarek ramazan bayramı, bütün Müslümanlara kutlu olsun.
Yüce Rabbimiz bu mübarek günü, güven, esenlik, barış ve
huzura vesile kılsın. |
Yorum (
4
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
20/10/2006
-
GUZEL SOZ
20/10/2006
-
MEKKE MEDINE
2/10/2006
-
Basörtüsü örtmek farz
Başörtüsü örtmek farz. Okumak ve ilim tahsil etmek ise başta Alâk Sûresinin ilk ve 3.’cü âyetler ve birçok âyete göre farz. Acaba başörtüsü yasağı karşısında başörtüsü mü, okul mu, yoksa başörtüsü ile birlikte okumak mı? Herhalde bu hususa şu soru zâviyesinden bakmak durumundayız: Biz bu dünyaya niye gönderildik?
İnsan bu âleme ilim ve duâ vâsıtasıyla tekemmül etmek (olgunlaşmak, gelişmek) için gelmiştir. Mahiyet ve istidad (potansiyel yetenek) itibâriyle herşey ilme bağlıdır. Ve bütün gerçek ilimlerin esâsı ve mâdeni ve nuru ve ruhu, mârifetullahtır (Allah’ı bütün isim ve sıfatlarıyla, eser ve sanatlarıyla, ni’met ve ikramlarıyla tanımaktır). Ve onun üssü’l-esâsı (öğrenmenin temel prensibi) Allah’a imandır. (Sözler, s. 286.)
Okumayı emreden âyetlerin, “Saçınızı-başınızı açarak, yasakçı sistemin okullarında okuyun!” demek istemediği kesin. Hâlıkımız bizi bu dünyaya, imtihan, imân ve ibâdet etmek (aynı zamanda hanımların da başlarını örtmesi), ilimle tekâmül etmek için dünyaya göndermiş. Yoksa, “Öğretmen, doktor, mühendis, işletmeci olun!” diye değil.
Okumanın, kariyer yapmanın, kendini yetiştirmenin binbir yolu imkânı olmalı. Gelişmiş ülkelerde “ev eğitimi” yaygın bir uygulamadır. Kurslar vasıtasıyla çeşitli mesleklere, sanatlara yönelmek mümkün. Nice sanatkâr, araştırmacı ve kâşifin resmî diploması yoktur. Nice ev hanımı, eserleri, çalışması, buluşuyla resmî diplomalılara taş çıkartmıştır!
“Ne yapalım, şartlar böyle gerektiriyor; başımızı açıp okuyalım, makam ve mevki sahibi olalım ve sonra dinimize, milletimize hizmet edelim!” diye düşünmek de mümkün. Ancak, hizmeti, farzı terk edip, meşkûk, şüpheli hizmete gidilebilir mi? Örtünmek de ibâdet ve hizmettir. Çünkü başörtüsü İslâmî şeâirdir, semboldür. onu takmak İslâma lisan-ı hal ile yapılan bir hizmettir. Nice insan, tesettürlüleri görerek, “Neden böyle ve niçin?” diye tesettürü sorgulamış, gerçeği bulmuş, bulacaktır; bilemiyoruz.
Abdullah Aymaz, 16 Ocak 2005 tarihli Zaman’daki yazısında, tanımadığı bir İtalyan ve Alman ile yola çıkan bir Müslümanın, istasyonda namaz kılmasından sonra, İtalyanın namazı, İslâmiyeti araştırdığını yazar: Namazın hikmetlerini Dokuzuncu Söz’den dinledikten sonra ibâdetin çok hoşuna gittiğini söyleyen İtalyan, “Bu yolculuğumuz bir tesadüf değil, senin benzinliğe girip namaz kılman bir tesadüf değil. Yoksa bu güzel sohbetimiz olmazdı. Ayrıca çoktan beri aradığım kitabı benzinlikte buldum; satın aldım” der. Aradan bir buçuk ay geçer. İtalyan, Müslümanı arar, “Bu namaz ibâdeti çok hoşuma gitti. Yanlış anlama, hemen Müslüman olacak değilim. Ama, namaz kılmayı nasıl öğrenebilirim, bana yardımcı olabilir misin?” diye sorar… İşte sadece bir vakit namaz kılmanın, hizmete yansıyan ve tesbit edilen sadece bir yönü…
Diğer taraftan hizmet; makam, mevki, güç, para-pul, kariyer ile değil, ihlâs iledir der Bediüzzaman. Dinleyelim: Bu dünyada, özellikle âhirete yönelik hizmetlerde en mühim bir esas ihlâstır. En büyük bir kuvvet ihlâstır. En makbul bir şefaatçi ihlâstır. En metin/sağlam bir istinat noktası ihlâstır. En kısa hakikat yolu ihlâstır. En makbul mânevî bir duâ ihlâstır. Maksatlara ulaşmada en kerametli (harika) vesile ihlâstır. En yüksek bir haslet ihlâstır. En sâfî ubudiyet/kulluk ihlâstır. (Lem’alar, s. 163) Yani, hizmet etmek isteyen için “esas, kuvvet, şefaatçi, istinat noktası, hakikat, duâ, keramet/harika hal, haslet, ubudiyet/kulluk” ihlâstır. Yoksa, dünyevî makam, mevki ve kariyerler değil!
Acaba hizmet adına baş açılırsa, bu durum ne kadar kanıksanacak ve daha başka hangi tavizler verilecektir? Başörtüsüne cevaz bulan, yorum yapan, diğerlerine neden yapmasın? Bu kanıksanma ve tavizlerin sonunun nereye varacağını kim tahmin edebilir? Evet, bu bir psikolojik kaidedir: İnandığınız gibi yaşamazsanız, yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız!
Bilhassa 28 Şubat’tan sonra başörtüsünü açmaya razı olup onu kanıksadıktan sonra; pantolona, oradan tokalaşmaya, oradan da daha başka tavizlere kadar gidildiğinin çok acı örnekleri görülmüştür.
Ali Ferşadoğlu  |
Yorum (
3
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
2/10/2006
-
Bas ortulu ve ozgur

ÖRTÜLÜ OLMAM BAŞKALARININ BANA KARŞI TUTUMUNU DEĞİŞTİRDİ
Mağazanın dışında, birlikte olduğumuz Müslümanlardan birine, “Ben Müslüman mıyım?” diye sordum. Bana, aslında nefes alan ve teslim olan herşeyin öyle olduğunu izah etti. Müslüman olmuş olabileceğime, ama bunu bilmediğime hükmettim. Kendimi o şekilde isimlendirmemiştim henüz. İslâm hakkında, Müslüman olduğumu söyleyecek kadar bilgim yoktu. Günde beş vakit namaz kılıyor değildim, camiye gidiyor, oruç tutuyor değildim, sürekli başımı örtüyor değildim. Yine de, bütün bunlar, Müslüman olmadığım anlamına gelmezdi. Bunlar, içeride olanın dışarıya doğal yansımaları idiler.
Gördüm ki, kendi içimde nasıl olduğum, örtülü veya örtüsüz olmamla değişmiyor. Ama, örtülü olmam, başkalarının benim hakkımdaki algılamalarını değiştiriyor. Diğerleriyle olan ilişkilerinizde kendi imajınızın oluşmasını sağlıyor.
UYDURMA VE KASITLI BİR BAKIŞ AÇISI
Ben, erkeklerden saygı aradığım için, örtünmeyi bilinçli olarak seçtim. Önceleri, Kadın Araştırmaları bölümünde okuyan ve de düşünen bir kadın olarak, örtünmenin bir zulüm olduğunu savunan Batılı görüş açısını benimsemiştim. Yaşadığım bu tesettür tecrübesinden ve tesettür üzerinde daha da düşündükten sonra, bu görüşün uydurma, kasıtlı, ard niyetli bir bakış olduğu sonucuna vardım. Kadın kendisi ikna olarak ve anlayışla tesettüre yöneltildikten sonra, tesettür hiç de zulüm filan değildi.
O gün kendi tercihimle örtünmüştüm; ve, hayatımda kendimi en ziyade özgür hissettiğim tecrübe oydu. Şimdi, kadın olmanın alternatiflerini görüyorum. Giyim tarzımın, başkalarının bana karşı tavırlarını belirlediğini keşfettim. Realitenin bu olması beni üzüyor. Bu, kabul ettiğim bir realite; fethedilmektense, fethetmeyi tercih ettim. Gördüm ki, tesettür ile örttüğüm kadınlığım değil, cinselliğim idi. Cinselliğimin örtülmesi, diğerinin özgürlüğüne imkân tanıyordu.
(Bu yazı, Los Angeles’taki Kaliforniya Üniversitesi’nin (UCLA) Müslüman Öğrenciler Derneğinin haber dergisi Al-Talib’de Ekim 1994’te yayınlandı. O tarihte Kathy Chin, üniversitenin Psikobiyoloji ve Kadın Araştırmaları bölümünün son sınıf öğrencisiydi.)
Kathy Chin |
Yorum (
1
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
|
|
Hakkımda
Gece gunduz done done istedigim haktir benim, ALLAH deyip yana yana istedigim haktir benim, koy yanayim kul olayim, taskin akan sel olayim, çignet beni yol olayim, istedigim haktir benim. |
|